Akademik Yazı Serisi IV – Eser Sahibi Mimarın Mali Hakları

FSEK Mali Haklar Genel Madde 20

FSEK Madde 20 Tam Metin

Fikir ve Sanat Eserleri hukuku kapsamında eser sahibine, eserle arasındaki bağa istinaden tanınan manevi hakların yanı sıra, eserinden ekonomik olarak yararlanma ve bunun şeklini tayin etme imkânını tanıyan ve hatta eserden üçüncü kişilerin faydalanmasına engel olmasını da kapsayan sınırlı sayıda mali hak tanınmıştır. Eser sahibi ancak kendisince kullanılabilecek (monopol) bu haklarıyla ilgili olarak, eserinden yararlanan belli kimselere karşı ücret talebinde bulunma hakkına sahiptir(1) . Eser sahipleri ancak üçüncü kişiler ile kurdukları hukuki ilişkiler üzerinden eserlerinden ekonomik olarak yarar sağlayabilirler. Üçüncü kişilerin eser sahibinin mali haklarından yararlanabilmesi ancak eser sahibinin izni ile mümkündür. Eser sahibi yaratığı eserinden doğan mali hakları üçüncü kişilere birlikte veya ayrı ayrı devredebilir, kiralayabilir, lisans verebilir veya kamuya ödünç verilmesine karar verebilir.

Mali haklar, ekonomik değerleri dikkate alındığında manevi haklardan farklı olarak, hacze, rehine ve hapis hakkına konu olabilirler(2) . Eser üzerindeki mali haklar uluslararası anlaşmalar ve birçok ülke bakımından kabul edilmiştir. Bern anlaşması’nda “birlik eserlerinin” sahibine tanınan bu haklar tek tek sayılmıştır. İngiltere ve Amerikan hukuklarında sayma sistemi benimsenmişken, Fransız hukukunda, eser sahibinin mali hakları çoğaltma ve sunma olarak iki grupta toplanmış, İtalyan hukukunda genel kural korunmuş, Almanya ve İsviçre ise genel sayma yönteminden çıkmıştır(3).

Mali haklar da sınırlı sayı ilkesine bağlıdır. Kanunda sayılan haklar dışında yeni hak belirlemek mümkün değildir(4). Mali haklar, mirasçılara geçeceği gibi; sözleşmelere konu olarak devredilebilir, kiralanabilir. Mali hakların devri hiçbir surette eser sahipliğinin devri anlamına gelmemektedir. FSEK’da mali haklar m.20 ve m.25 arasında düzenlenmiştir. FSEK m.20 “Henüz alenileşmemiş̧ bir eserden her ne sekil ve tarzda olursa olsun faydalanma hakkı münhasıran eser sahibine aittir. Alenileşmiş̧ bir eserden eser sahibine münhasıran tanınan faydalanma hakkı, bu Kanunda mali hak olarak gösterilenlerden ibarettir. Mali haklar birbirine bağlı değildir. Bunlardan birinin tasarrufu ve kullanılması diğerine tesir etmez.” ifadeleri ile genel kural olarak mali hakların özelliklerini nitelemiştir. Eser üzerindeki mali haklar, işleme hakkı, çoğaltma hakkı, yayma hakkı, temsil hakkı ve işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletim ve takip hakkıdır. Mali haklar bizzat eser sahibi tarafından kullanılacağı gibi, süre, yer, sayı, muhteva itibariyle sınırlı veya sınırsız, karşılıklı veya karşılıksız olarak devredilebilir. Ancak mali hakların devredilebilmesi için eser sahibi ile devralan arasında yazılı sözleşme yapılması şarttır(5).

Mimarlık eserleri nitelikleri gereği bazı mali hakların konusunu oluşturacak nitelik, amaç ve uygulamalara elverişli ve/veya özellikli değillerdir(6). Nitekim Fikri ve Sanat Eserleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına ilişkin Kanun tasarısında, m. 23 yayma hakkında “kiralama ve ödünç verme hakkı mimarlık eserleri ile uygulamalı sanat eserlerini kapsamaz.” hükmü düzenlenmiştir. Madde içeriklerine bakıldığında mimarlık eserlerinin koşulları hakları tanımlayan eylemlerin gerçekleşmesine engel olmaktadır. Çalışmamızda mimarlık eserlerle ilişkili en çok uygulama alanı bulan mali haklar değerlendirilecektir. Bu bağlamda işleme, çoğaltma ve temsil hakları mimari proje ve eserler bakımından incelenecektir.

1.İşleme Hakkı

FSEK 6. maddesinde işleme eser, diğer bir eserden istifade suretiyle vücuda getirilip bu esere nispetle müstakil olmayan ve işleyenin hususiyetini taşıyan fikir ve sanat mahsulleri olarak tanımlanmıştır. İşleme ve derlemelerin de FSEK kapsamında eser niteliğini haiz olduğu kabul edilmiştir. Bir eser sahibi hangi haklara sahipse, onun izni ile ve kendi hususiyetini yansıtmak sureti ile işleme ve derleme eseri oluşturan bir diğer kimse de aynı haklara sahip olmaktadır(7). FSEK m.6’da işleme çeşitleri sınırlayıcı olmaksızın sayılmıştır(8). Bern Sözleşmesi’nde, uyarlama hakkı olarak tanımlanan işleme hakkına dolaylı olarak yer verilmiştir(9).

Mevcut bir eseri işleyen kimse, hem asıl eserdeki eser sahibinin hususiyetini korur hem de kendi katkısının hususiyet içermesi şartıyla yeni bir eser meydana getirir. İşleme eser değiştirilmiş biçimde de olsa asıl eseri içerir(10). İşleme fiilinden işleme eseri ortaya çıkaran, tek başına değiştirme olmayıp yapılan değişikliğin hususiyet taşımasıdır(11).

İşleme hakkı FSEK m. 21’de aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir: “Bir eserden, onu işlemek suretiyle faydalanma hakkı munhasıran eser sahibine aittir.” Bir eseri işlemek isteyen kişi eser sahibinin iznini almak zorundadır. İşleme hakkı, belli istisnalar dışında(12), münhasıran eser sahibine aittir. Bir eserin kısaltılması, bir fotoğrafın yalnızca bir bölümünün alınıp müstakil bir hale getirilmesi, bir tablodan belli bir kısmın çıkarılması, eserin büyüklüğünde ve boyutlarında değişikilik, mimari eserin tahsis amacında değişiklik bir tablonun değişik ışıklandırma teknikleri ile sergilenerek sunumu gibi eserde meydana getirilen dış değişiklikler işleme değildir. Bir işleme eserden söz edebilmek için hususiyet içeren bir fikri çabanın, asıl eserin hususiyeti ile birleşmesi gerekir. Bir eserin tercümesi; roman, tiyatro, şiir gibi eserlerin kendi türü içinde farklı bir esere dönüştürülmesi, musiki, güzel sanatlar, ilim ve edebiyat eserlerinin film haline sokulması işleme esere örneklerdir(13).

Dolayısıyla işleme eserler üzerinde yeni bir eser sahipliği doğmaktadır. Ancak işleme eser üzerinde eser sahipliği bulunan kişi, mali haklar kapsamında asıl eserin sahibinden izin almak mecburiyetindedir. Bir diğer anlatımla, işlemeden kaynaklanan hak, işleyen açısından, bir öneceki eser sahibinin izniyle işlenmesinden sonra varlık kazanır. Önemle belirtmek gerek ki, bir eserin işlenmesi ile meydana gelen fikri ürünün, FSEK’in tanımladığı manada eser vasfını kazanabilmesi için, asıl eser sahibinin izin vermesi aranmaz(14). Eser yaratmak maddi bir fiildir. Dolayısıyla işlenen eserin sahibinden izin alınsın alınmasın, işlenen eser bakımından işleyenin eser sahipliğine şüphe yoktur. İşleyen eseri üzerinde FSEK kapsamında eserden doğan haklar bakımından her bir hakkı haizdir. Ancak iki eser sahibi arasındaki iç ilişkiye bakıldığında, işleyen izin almaksızın asıl eserin sahibinin eserini değiştirmiştir. Bu durum eseri kullanılan eser sahibinin işleme hakkının ihlali niteliğinde bir eylemdir. Dolayısıyla izinsiz işlemeyi gerçekleştirene karşı asıl eser sahibinin dava hakları bakidir. Eser sahibinin izin hakkı, işlenmiş eserin ekonomik olarak değerlendirilmesinden kaynaklanır(15). İşleme eser, eserin değiştirilmesini zorunlu kılmaktadır. Bu değişiklik manevi haklardan eserin bütünlüğünü koruma hakkını (FSEK m.16) gündeme getirmektedir. Dolayısıyla müstakil eser sahibi, işleme eser için izin vermiş olsa dahi şeref ve itibarını zedeleyen her bir değiştirme bakımından değişikliği önleme yetkisine sahiptir. Ancak yine FSEK m.16 f.2 kapsamında işlemek için gerekli teknik değişiklikler nedeni ile işlenen eser sahibinden izin almaya gerek yoktur(16).

İşleme hakkının devredildiği durumlarda amaca uygun ve işin niteliği gereği ilgili mali hakkında devredildiği sonucuna varılır(17). Örneğin bir resmin, bir heykele dönüştürülmesi amacıyla işleme hakkı devredilmişse, heykeltıraşın heykeli yapıp üçüncü kişiye satması, temsil hakkı da işleme hakkı ile birlikte devredilmiş sayılır. Tekinalp, bir romanın tiyatroya uyarlanması hakkı kapsamında işleme eserinin devredilmesi halinde tiyatro oyununun satışını ve çoğaltılarak yayınlanması haklarını da devrettiğini örneklemiştir(18).

Öğretide işleme eserin eserin asıl eserle aynı kategoride yer alamasının zaruri olduğu görüşü ileri sürülmüştür(19). Ateş, FSEK m.6’da 11 bent halinde gösterilen işleme türlerinden her birinin, ait olduğu eser grubu içerisinde başka bir biçim ve kalıba sokulmuş türler olduğuna dikkat çekerek, işleme sayılma şartlarından birininde “asıl eserin kendi kategorisi içerisinde başka bir forma sokulması” olduğunı ifade etmiştir(20). Bu kapsamda FSEK m.6’nın ve f.3 “musiki, güzel sanatlar, ilim ve edebiyat eserlerinin filim haline sokulması veya filime alınmaya ve radyo ve televizyon ile yayıma müsait bir şekle sokulması” istisna olarak kabul edilmiş ve öğretide eleştirilmiştir(21). Ancak Arslanlı, Kanun’da sayılmamış olmasına rağmen m6 f.3 hükmünün işlem mahiyeti olarak aynı ancak çevirme olan sinema eserinin edebi veya musiki esere dönüştürülmesini de işleme eser saymıştır(22) .

FSEK m.6 lafzı incelendiğinde “diğer bir eserden istifade suretiyle vücuda getirilipte bu esere nispetle müstakil olmayan ve aşağıda başlıcaları yazılı fikir ve sanat mahsulleri işlenmedir” ifadesinden asıl eserin kendi kategorisi içerisinde başka bir forma sokulması şartı hiç bir surette çıkarılmamaktadır. Örnekseme yöntemi ile sayılmış olan bentler dikkate alındığında, f.3’ün genel kuralı bozduğunu ancak istisna oluşturmadığı ve bu kapsamda kuralı sakatlığı açıktır. İşleme eserler bakımından asıl eserin kendi kategorisi içerisinde başka bir forma sokulması(23) şeklinde bir kuralın işleme eserlerin katı bir yorumu olduğu fikrindeyiz. Mimari projelerinin uygulanarak mimari eserlere dönüştürülmesinin çoğaltma mı işleme mi olduğu tartışmasında işleme hakkının nasıl yorumlandığının önemli olduğu kanatindeyiz.

İşleme hakkı bakımından ilim ve edebiyat eseri mimarlık eserleri ve bu mimarlık eserlerinden üretilen güzel sanat eseri mimari eserleri ayrı değerlendirilmelidir. Öğretide alenileşmiş bir mimarlık projesi üzerinde bir başka kişinin çalışmasıyla, asıl eser olan projenin aslına sadık kalınmasının ve işlenen mimarlık projesindeki hususiyetin korunmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle mimarlık projelerinin işlenmesi suretiyle yeni bir proje elde edilmesinin mümkün olmadığı ileri sürülmektedir(24).

Bir mimari proje üzerinde yapılan değişilik, projenin bilimsel ve teknik niteliğinin değişmesi sonucunu doğuruyorsa, bu bir işleme değildir(25). Mimarlık projesinin değiştirilmeden ancak hususiyet içeren eklemelerle yeniden üretimi bir işleme eser oluşturabilecektir(26). Bu tespitler somut olaya göre detaylı bir şekilde irdelenmeli ve projeler üzerinde hususiyet araştırması yapılmalıdır. Yargıtay, aşağıda alıntılanan kararında, işleme eser araştırmasının nedenli önemli olduğuna vurgu yaparak yerel mahkeme kararını bu araştırmayı yapmaması nedeni ile bozmuştur. Kararda ilim ve edebiyat eseri niteliğindeki mimarlık projelerinde işleme eser tespitinin ne şekilde yapılacağına da açıklık getirilmiştir. Kanaatimizce Yargıtay vurguladığı gibi bir değerlendirme yapılması işleme hakkına ilişkin uyuşmazlıkların çözümünde hak sahibini bulmak için oldukça faydalıdır. Yerel Mahkeme’nin önüne gelen uyuşmazlıkta, davalılardan biri ile diğer davalının arsasa üzerinde yapılacak olan iş merkezi için davacı iki adet proje sunmuştur. Bu projeler arsa sahibi davalı tarafından kabul edilmemiş ve diğer davalıdan yeni bir proje tanzim edilmiştir. Bina yapımı tamamlandığında davacı oraya çıkan binanın kendisi projesine dayalı olduğu iddiasına dayanarak maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

Yerel Mahkeme, projelerin hazırlık çalışmasından iberet olup eser niteliğini haiz olmadığını bundan dolayı FSEK kapsamında davacını herhangi bir hakka sahip olmadığını hükme bağlamış, çalışmasına karşılılık ücret ödenmesine karar vererek davacının taleplerini reddetmiştir. Yargıtay, uyuşmazlık çözümünde uygulanması gereken 5846 sayılı FSEK m.1 kapsamında sahibinin özelliklerini taşıyan her nevi fikir ve sanat ürününün eser sayılabileceği, FSEK m.4 kapsamında mimarlıkla ilgili çalışmalarında güzel sanat eserleri içerisinde yer alacağını ifade ederek; çizilen iki projenin yapılmış olan iş merkezi binada kullanılıp kullanılmadığı, kullanılmışsa ne ölçüde kullanıldığı, iş merkezinin ortaya çıkmasındaki görünüm ve sonucun özgün olup olmadığı, bu bağlamda FSEK kapsamında işleme olarak kabul edilip edilmeyeceği hususu üzerinde durulmamasından bahisle Yerel Mahkeme’nin kararını bozmuştur(27).

Kararda iş merkezi niteliğindeki bina üzerinden hangi projenin uygulandığını bulmak zaruridir. Dolayısıyla önceki projelerinde hususiyetini korumak sureti ile yeniden özgün bir plan çizildi ise ortada bir işleme eser olacaktır. Yerel Mahkemenin mimarlık projelerinde eser değerlendirmesi yapmadan hüküm kurmuş olması da ayrıca isabetsizdir. Yargıtay Ağa Han Kararında, eser değerlendirilmesi yapılabilecek mimari projelerin ön projeler olduğunu karara bağlamıştır(28) . Mimarlık projesinin bir ölçeğe göre küçültülmesi ya da üç boyutlu şekilde yeni bir forma dönüştürülmesi; hususiyet içermeyen bu kapsamda çoğaltma sayılabilecek bir fiildir. Dolayısıyla gündeme gelecek olan mali hak çoğaltma hakkıdır. Ancak mimari maketler bakımından yapanın projedeki hususiyeti korumak sureti ile üç boyutlu makete kendi yorumunu katmış olması makete işleme eser niteliği kazandırır ve hatta estetik bir nitelikte taşıyorsa güzel sanat eseri vasfı da gündeme gelir.

Yargıtay bir kararında, “Davacıya ait eserin kanat figürünün renk kombinasyonunda değişikliklik yapılması ve kanata kompozisyonal öğeler eklenmesi suretiyle değiştirilmesini, figürlerin çalışılması ve renk seçimi sebebiyle hususiyet içerdiğinden bahisle işleme eser olduğu; bu durumda, söz konusu işlenmeleri içeren ancak davacıya ait eserden bağımsız olmayan bir fikir ve sanat mahsulünün üç boyutlu hale (maket) dönüştürülmesi durumunda artık, FSEK 6/1- 5.bendinde belirtildiği biçimde “güzel sanat eserinin bir şekilden diğer şekile sokulması" halinin gerçekleştiği; dava konusu tasarımın üç boyutlu maket şekline sokulması suretiyle gerçekleştiğinin kabulü gerekir(29)” ifadeleri ile hususiyet içeren maketleri işleme eser kabul etmiştir. Güzel sanat eseri mimari eserlerden üretilen ilim ve edebiyat eseri mimari eserlerin işleme eser olup olmayacağı ise tartışmalıdır. Yargıtay, “Antik Site(30)” kararında, harabeler üzerinden üretilen mimari plan ve projeyi işleme eser değil, ilim ve edebiyat eseri olarak tanımlamıştır. Tekrarlamak gerek ki mekanik vasıtalarla küçültüme veya büyütmeler işleme eser niteliği vermez(31). Dolayısıyla mimari plan ve projelerin ve mimari eserlerinin maketinin yapılmasınının birer işleme(31) olduğunun kabulü gerekir ancak her somut olay hususiyet incelemesi yapılarak değerlendirilmelidir.

FSEK m.6 f.5 bendine göre “güzel sanat eserlerinin bir şekilden diğer şekillere sokulması” işlemedir. Ancak güzel sanat eseri mimarlık eseri binanın aynı zamanda kullanma amaçlı inşa edilmesi nedeni ile zaman içerisinde başka bir mimar tarafından ilk esere nispetle bağımsız olmayan ancak kendi hususiyetini taşıyan eklemeler yapılması halinde dahi ortada bir işlenme eser bulunmamaktadır(32) . Doktrinde işleme sayılma şartlarından biri “asıl eserin kendi kategorisi içerisinde başka bir forma sokulması” olduğu ifade edilmişse de bu örnekte m.6 f.5 kapsamında güzel sanat eserlerinin bir şekilden diğer şekile sokulmadığından bahisle işleme eser olmadığı ifade edilmiştir.

Ancak Yargıtay’ın aksi yönde kararları bulunmaktadır. Bizans döneminde bir kilise olarak inşa edilen ve güzel sanat eseri olan Ayasofya’nın, İstanbul’un fethinden sonra camiye dönüştürülmesi; tadilat ve değişiklikler kapsamında kilisenin hususiyetle işlenerek işleme eser niteliği kazanmasına neden olmuştur. Mimar Sinan tarafından yapılan minareler ve medreseler kilise özelliği ve camiye özgü nitelikleri bir arada taşıması nedeni ile işleme eserin şartlarını yerine getirmiştir. Bu nedenle Ayasofya bir işleme eser sayılmıştır(33). Mimarlık eserlerinin resterosyonu ve rekonstruksiyonu, yukarıda açıklandığı üzere bir mimari eserin başka bir mimari esere dönüştürülmesi anlamına gelmeyen tadilat ve değiştirmeler olarak kabul edilip yeni bir eser meydana getirmediğinden işleme eser sayılmayacaktır. Güzel sanat eserinin restorasyonu üzerinden iki farklı sonucun doğması mümkündür. İlki binanın sağlamlaştırılması amacıyla, gerekli teknik, bilimsel ve sanatsal müdahaleleri yapmakla birlikte, asıl eserin yaratılması sırasında kullandığı yöntem ve üslubu bozmadan eseri onarmaktadır. Burada kendi hususiyetini yansıtan bir değişiklik ve eklemeden söz etmek mümkün olmayacaktır. Ancak resterosyonu gerçekleştiren sanatçılar bakımından işe başlamadan önce fotoğraf, video gibi eserin belgelenerek ölçekli çizimler ve temel veriler üzerinden rölöve, restitüsyon ve nihayet restorosyan projeleri, çizimler ve maketler hazırlanması Kanun’da sayılan eser türleri kapsamında birer eser veya işleme ve derleme eser olarak korumadan yararlanacaktır(34) . Rekonstrüksiyon yani bir güzel sanat eserinin kopyasının yapılması yeni bir eser niteliği taşımayacaktır. Ancak yine Antik Site kararında olduğu gibi, teknik, bilimsel ve sanatsal çalışmalar bakımıdan ilim ve edebiyat mimarlık eseri oluşabilecektir. İngiliz fikri mülkiyet hukukunda restorasyon ve yeniden üretimler için açık hüküm getirilmiş ve her türlü restorasyonun ne mimari projeyi ne de mimari eseri yaratının telif haklarını ihlal niteliğinde olmayacağı genel bir hükme bağlanmıştır(35).

İşleme eserde aranan hususiyet bağımsız bir hususiyet değişdir. Asıl eserin hususiyetinin de korunarak yeni bir hususiyet yaratılmasıdır. Dolayısıyla işlevsel yapının sırf tahsis amacının değiştirilmesi bu amaç değişikliği alanlarının bölünmesinde, ısıtma ve sıhhi tesisatta tadilatların yapılmasını gerektirse de işleme değildir. FSEK madde 40 bir istisna hükmü düzenlemiştir. “Umumi yollar, caddeler ve meydanlara, temelli kalmak üzere konulan güzel sanat eserlerini; resim, grafik, fotoğraf ve saire ile çoğaltma(36), yayma, umumi mahallerde projeksiyonla gösterme, radyo ve benzeri vasıtalarla yayımlama caizdir. Bu salahiyet mimarlık eserlerinde yalnız dış şekle münhasırdır.”

Alman hukukunda da benzer bir düzenleme mevcuttur(37). FSEK m.40 kapsamında, mimari eserlerin dış şeklinin maketler, gravürler, üç boyutlu(38), dijital veya somut formlarda yapılması, keza bu resimlerin şehir rehberinde, firma kataloğunda, tablo veya multimedya bir içerikte kullanılması ihlal sayılmamaktadır.

Tosun’un(39) park, bahçe, meydan düzenlemesine ilişkin alıntıladığı bir kararda Fransız Hukuku kapsamında, Terraux Meydanı’nı yeniden düzenleyen mimarın, meydanı gösteren kartpostallarda adının yer almadığı gerekçesi ile açtığı dava Paris Mahkemesi tarafından kabul görmemiştir. Fransız Fikri Mülkiyet Kanunu’nda bu tür kullanımlar bakımından istisna(40) getirilmiştir. FSEK m.35- m. 40 arasındaki istisnalara benzeyen bu istisnalarda, güzel sanat eserleri ayrıca belirtilmiştir.

Bozgeyik’e göre, mimari eserlerin siyah beyaz, yağlıboya, suluboya gibi vb. tekniklerle resimlenmesi ve/veya maketlerinin yapılması FSEK m.40 uyarınca istisna kapsamındadır. Yine FSEK m.40 üzerinden mimari eserler inşa edilip alenileştikten sonra, kentsel ve kültürel sembol hallerine gelmesi üzerinden oluşturulan maketlerin ne mimarin telif hakkı ile ne de malikin mülkiyet hakkı ile çatıştığı ifade edilmiştir.

FSEK m. 40 iki boyutlu ve/veya üç boyutlu olarak eserin aslının birebir yansıtıldığı durumlar bakımından bu istisna hükmünü koymuştur. İşleme eserler bu madde hükmünde değerlendirilmemelidir. Alman hukukunda bir mimari eseri sahibinin, eserinin herkes tarafından görülebilecek bir temel üzerinde yapılacak üç boyutlu resmine izin vermeyebileceğine de işaret edilmiştir(41).

İlim ve edebiyat eseri mimari eserlerin uygulanarak (inşa edilerek) yapı oluşturması işleme değil mimarlık projesinin çoğaltılmasıdır. FSEK m.22 f.2 açık hükmü kapsamında mimarlık eserlerine ait plan, proje ve krokilerin uygulanması da çoğaltma sayılır.

Öğretide azınlık görüşü, mimarlık projesinin aynen uygulanmasının mümkün olmayacağı; işlevsel ve estetiksel nedenlerle projede zorunlu olarak bir takım değişikliklerin meydana geleceği görüşü ile mimarlık projesinin uygulanması işleme eser olarak değerlendirmektedir(42).

Azınlık görüşünün gerekçesini benimsememekle beraber, güzel sanat eseri niteliğinden bir ilim ve edebiyat eserinin uygulanması neticesinde; hususiyetle ve ilim ve edebiyat eserine bağlı kalarak yeni bir güzel sanat eseri niteliğinde mimari eser oluşturmasının işleme eser olabileceği kanaatindeyiz. FSEK m.6 “diğer bir eserden istifade suretiyle vücuda getirilipte bu esere nispetle müstakil olmayan ifadeleri ile” mimari proje üzerinden üretilen mimari eseri de pek tabi kapsayabilir. İki tür arasındaki en büyük fark estetik vasfıdır. Estetiğin hususiyeti barındırdığına ise şüphe yoktur. Dokrinde her ne kadar işleme eser olabilmesi için aynı tür eser kategorisinde sayılması gerektiği ileri sürülmüşse de, bu denli katı bir yorumun uygun olmadığı fikrindeyiz. Ancak FSEK m.22 f.2 açık hükmü ile bu tartışmaya son verilmiş ve mimarlık eserlerine ait plan, proje ve krokilerin uygulanması işleme değil çoğaltma sayılmıştır.

2.Çoğaltma Hakkı


Çoğaltma hakkı, Bern Sözleşmenin 9. maddesinde düzenlenmekle birlikte fikir ve sanat eserler hukukunun çekirdeğini oluşturan haklarından biridir. Hirsch, çoğaltma hakkını “Modern telif hakkının nüvesi, basılmış bir eserin başkası tarafından tekrar basılması yasağı” olarak tanımlamıştır.

Çoğaltma Hakkı FSEK m.22’de aşağıdaki şekilde tanımlanmıştır: “(Değişik: 21/2/2001 - 4630/13 md.) Bir eserin aslını veya kopyalarını, herhangi bir şekil veya yöntemle, tamamen veya kısmen, doğrudan veya dolaylı, geçici veya sürekli olarak çoğaltma hakkı münhasıran eser sahibine aittir.

Eserlerin aslından ikinci bir kopyasının çıkarılması ya da eserin işaret, ses ve görüntü nakil ve tekrarına yarayan, bilinen ya da ileride geliştirilecek olan her türlü araca kayıt edilmesi, her türlü ses ve müzik kayıtları ile mimarlık eserlerine ait plan, proje ve krokilerin uygulanması da çoğaltma sayılır. Aynı kural, kabartma ve delikli kalıplar hakkında da geçerlidir.

Çoğaltma hakkı, bilgisayar programının geçici çoğaltılmasını gerektirdiği ölçüde, programın yüklenmesi, görüntülenmesi, çalıştırılması, iletilmesi ve depolanması fiillerini de kapsar.

Çoğaltma, eserin aynen tekrarlanmasını ve maddi bir varlık olarak tekrarlanacak şekilde tecessüm etmesini sağlayan teknik bir işlemdir. Çok geniş bir kapsama sahip olan ve geniş şekilde yorumlanması gereken bu işlem, yani nesneleştirme bazen baskı ve fotoğraf çekme yoluyla, bazen plağa diskete banda ya da işaretin, sesin, görüntünün tekrarına ve taşınmasına yarayan bir araca (ekrana, bilgisayara, internete) kayıt edilerek, dijital hale getirilerek veya kalıplara (rölyefler, heykelcikler) dökülerek, sağlanabilir(43). Kanun çoğaltma kavramına yer vermekle beraber çoğaltma tekniklerine yer vermemiştir bunun yerine bilinen ya da ileride geliştirilecek olan her türlü araca kayıt edilmesi ifadeleri ile gelişen teknolojiler sonucu doğacak yöntemleri de kapsam içerisine almıştır. Bu yanıyla maddede sınırlı sayı ilkesi benimsenmemiştir(44).

Mimarlık eserleri bakımından çoğaltma özellik arz etmektedir. FSEK m.22 f.2 hükmündeki “Mimarlık eserlerine ait plan, proje ve krokilerin uygulanması da çoğaltma sayılır” uygulama kelimesi ile kastedilen plan, proje ve krokilerin icra olunması; inşa edilmesidir(45). Mimarlık eserlerinde, plan, proje ve krokilerin uygulanması, eser sahibine ait çoğaltma hakkını oluşturur(46). Mimari yapıya ilişkin plan ve projenin fotokopisinin çekilmesi, aynısının bakılarak çizilmesi, sair yöntemlerle çoğaltılması gibi, anılan plan ve projenin uygulanması suretiyle mimari yapının inşası da çoğaltmadır(47).

Çoğaltma hakkı ile mimar sadece mimari bir esere ilişkin plan, proje ve krokilerin başkaları tarafından kopyalanmasına karşı değil, üçüncü kişinin bu plan, proje ve krokilere dayanarak bina inşa etmesine karşı da korunur. Mimari yapıya ilişkin plan ve projenin fotokopisinin çekilmesi, aynısının bakılarak çizilmesi, sair yöntemlerle çoğaltılması gibi anılan plan ve projenin uygulanması suretiyle mimari yapının inşası da çoğaltmadır(48).

FSEK m.22(49) f.2 maddesi “mimarlık eserleri” diyerek, güzel sanat eserleri niteliğindeki mimari eserlere atıf yapmıştır. 4110 sayılı yasa değişikliğinden önce güzel sanat eserleri vücuda getiren mimarlık eserlerine ait teknik ve ilmi mahiyetteki plan ve projelerin uygulanması çoğaltma sayılmaktaydı. Kanun koyucunun, güzel sanat eseri ifadesini maddeden çıkarmış olması, eser güzel sanat eseri olsun olmasın, FSEK m.2 f.3 kapsamında eser sayılan mimarı projelerin uygulanmasının çoğaltma sayılacağı yönünde yorumlanmalıdır.

Doktrinde tartışmalı olan bu husus önemlidir. Maddenin lafzında geçen mimari eseri güzel sanat eser olarak yorumlarsak, şartları ağırlaşacak ve farklı eser kategorisinde olan mimari proje üzerinde doğan hak sahipliği sakatlanacaktır. Doktrinde kanun lafzına uygun olarak estetik niteliği sahip mimari yapı meydana getirsin getirmesin, mimari planların inşası, mimari projenin çoğaltmasıdır görüşü ileri sürülmüştür(50) .

Karşı görüş olarak Bozgeyik de güzel sanat eseri sayılmayan mimari bir eserin üretilmesine olanak sağlamayan projelerin çoğaltma sayılmayacağını şu şekilde ifade etmiştir: “Konu FSEK m.2 b.3’deki tüm plan ve projelerin uygulanması ve müelliflerin ortaya çıkan somut eşyalar üzerinde hak sahipliği açısından değerlendirildiğinde bu yaklaşımın kabul edilemezliği daha net ortaya çıkacaktır. Zira bu durumda FSEK m.2’de sayılan tüm plan ve projelerin uygulanması çoğaltma ve bunlardan üretilen eşyalar üzerinde de proje sahiplerinin telif hakları bulunduğunu kabul etmek gerekir. Estetik değer (FSEK m.4 b.3) içermeyen mimari plan ve projeleri, FSEK m.2 b.3’de sayılan tüm plan ve projelerden ayırarak bunların uygulamasını çoğaltma kabul etmeyi gerektirecek özel bir gerekçe de bulunmamaktadır(51) .

Kanun lafzına bakıldığın mimari yapı yerine mimari eserler seçimi ile açıkça güzel sanat eserlerine gönderme yapmaktadır. Kanunun lafzi yorumu üzerinden Bozgeyik’e katılmak mümkünse de estetik niteliğe haiz bir mimari yapı meydana getiren plan, proje ve krokilerin uygulanmasının çoğaltma sayılacağı kabul edilirse bu kez de ilim ve edebiyat eseri niteliğindeki mimari projelerin serbestçe kullanımı gündeme gelecektir.

Mimari projeler ve mimari eserler birbirinden ayrı eser kategorilerine tabi olduğundan çoğaltma hakkı bakımından ayrı incelenmesinde yarar vardır. Kanaatimizce FSEK m.22 f.2’de çoğaltmanın hangi eser üzerinden gerçekleştiğini ayırt etmekte yarar var. Mimari proje ve planlar, estetik niteliği aranmaksızın, ilim ve edebiyat eseri kapsamında FSEK korumasından yararlanacak eser statüsündedir. Bir mimari proje, plan ve krokinin üç boyutlu olarak yeniden üretimi, o mimari plan ve projenin pek tabi çoğaltılması anlamına gelecektir. Çoğaltılan mimari proje, plan ve krokidir. Üç boyutlu şekilde inşa edilmesi neticesinde ortaya güzel sanat eseri niteliğinde bir mimari eser çıkması farklı bir eser türü oluşturduğundan o eser üzerinde doğan haklar ve kapsamı başka olacak ancak bu fark, mimari plan ve projelerin uygulanarak çoğaltıldığı gerçeğini değiştirmeyecektir.

Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 08.12.2004 tarihli 2004/111 esas ve 2004/338 karar(52) sayılı ilamında "Şayet mimari proje, bedii vasfı bulunmayan FSEK m.2/3'e göre ilim eseri niteliğinde ise, eser sahibinin "proje" üzerindeki mali ve manevi hakları korunmakla birlikte, projenin uygulanması sonucu ortaya çıkan "bina" estetik unsurları da içermiyorsa, FSEK m.4/3 anlamında güzel sanat eseri sayılmayacağından, projeyi çizen mimarın çoğaltma sayılmayan "bina" üzerinde telif hakkı yoktur. Böyle bir binada orjinal projeye aykırılık halleri, İmar Yasası ve ilgili özel düzenlemeler dikkate alınarak önlenebilir." şeklinde hüküm kurmuştur.

Yerel mahkeme, binanın hususiyet ve estetik değer taşımaması nedeni ile güzel sanat eseri olmadığına isabetli bir şekilde karar vermiş olsa da, kanaatimizce hükmü yanlış gerekçelendirmiştir. Mahkeme, “projeyi çizen mimarın çoğaltma sayılmayan "bina" üzerinde telif hakkı yoktur” şeklinde bir tespit de bulunmuştur.

Bina güzel sanat eseri olsun olmasın, mimarın eser niteliğinde iki boyutlu çiziminin üç boyutlu şekilde, tekniğe uygun olarak kopyalanması; çoğaltılmasıdır. Somut uyuşmazlıkta, proje sahibinin eserinde değişiklik gündeme gelmiştir. Değişiklik bina üzerinde yapılmakta olup bu halde bina estetik niteliğe sahip değilse, bina üzerinde eser sahipliği doğmayacaktır. Ancak mimari proje bakımından eser sahipliği devam edecektir.

Kanaatimizce, dava konusu eylem, mimarın projesinden doğan mali haklarından çoğaltma hakkını ihlal niteliğindedir. Örneğin davacı tarafından diğer davacı şirket adına çizilen fabrika binasına ilişkin mimari projenin, proje mahalinde uygulandıktan sonra inşaatın tamamlandığı ancak daha sonra davalılar tarafından davacının izni alınmadan projeler biraz değiştirilmek sureti ile ek binalar yapılmasına ilişkin davada ana binaya ait projenin kopyalanarak yapılmasının mimari projeye ilişkin çoğaltma hakkı ihlali sayıldığı hükme bağlanarak tazminata karar verilmiştir(53). FSEK m.22 f.2’in lafzi yorumu bir kenara bırakılarak, hükmün ifade etmek istediği hususun, uygulanmasıyla estetik niteliği haiz mimari yapı meydana getirsin getirmesin tüm mimari yapılara ait plan, kroki, projelerin uygulanmasını içerdiğinin kabulünün(54) daha yerinde olacağı görüşündeyiz. Burada en önemli husus, mimari plan, proje ve krokilerin çoğaltma sayılabilmesi için, FSEK m.2/3 eser olması gerektiğidir. Elbette burada incelenecek olan yine hususiyettir.

Yargıtay ve doktrinde çoğunluk görüşü oluşturan; bir mimar tarafından yapılan köşk planın mimarın izni olmadan üçüncü bir kişi tarafından icra edilemeyeceğidir. Bu tartışmaya son vermek adına FSEK m.22 f.2’deki mimarlık eserleri, “mimari yapı” olarak değerlendirmek daha yerinde olacaktır, kanaatindeyiz. Bir mimari eser projesinin uygulanması için kullanma iznine sahip olmak gerekir.

Mimarlık projesi çizim sözleşmesinde, mimarlık projesinin iki veya üç boyutlu çoğatılması ayrımı yapılmaksızın, iş sahibine soyut bir çoğaltma hakkı devredilmişse; çoğaltma yetkisinin nüsha çıkarma yetkisi mi veya her iki yetkiyi mi kapsadığı tartışma yarayatacaktır(55). FSEK m.52 bağlamında hakkın kapsamı ve sınırları sözleşmede belirtilmelidir.

Bir diğer mesele ise, mimarlık proje çizim sözleşmesinde çoğaltma hakkına ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmadığı takdirde, yapı sahibinin mimarlık projesini inşa etme hakkı bulunup bulunmadığına ilişkindir. Mimarlık projelerin inşa amaçlı çizildiği dikkate alındığında, mimari proje sipariş sözleşmesi FSEK kapsamında çoğaltma hakkının da devri anlamına gelecektir. Ancak FSEK 52 kapsamında, haklar açıkça yazılmalıdır. Önemle belirtmekte yarar vardır ki, mimari projenin somutlaşmış materyallerinin mülkiyetinin devri, tüm fikri hakların devrini içermemektedir(56). Dolayısıyla söz konusu hakların ayrıca devredilmesi devrin geçerliliği bakımından esastır. Örneğin, mimarlık projesi belirli bir arsanın özellikleri dikkate alınarak hazırlanmış ise aksi sözleşmede kararlaştırılmamışsa, yapı maliki tarafından çoğaltma yetkisi yalnızca o arsa ile sınırlı olmalıdır(57).

3.Yayma Hakkı

Bern Sözleşmesi’nin 16 maddesinde düzenlenmiş yayma hakkı bir eserin dağıtımı, dolaşımına ilişkin faydalanma hakkını, kiralama ve ödünç vermeyi içeren bir hak olarak FSEK m.23 de düzenlenmiştir. “Bir eserin aslını veya çoğaltılmış nüshalarını, kiralamak, ödünç vermek, satışa çıkarmak veya diğer yollarla dağıtmak hakkı münhasıran eser sahibine aittir.

Eser sahibinin izniyle yurt dışında çoğaltılmış nüshaların yurt içine getirilmesi ve bunlardan yayma yoluyla faydalanma hakkı münhasıran eser sahibine aittir. Yurt dışında çoğaltılmış nüshalar her ne surette olursa olsun eser sahibinin ve/veya eser sahibinin iznini haiz yayma hakkı sahibinin izni olmaksızın ithal edilemez.

Kiralama ve kamuya ödünç verme yetkisi eser sahibinde kalmak kaydıyla, belirli nüshaların hak sahibinin yayma hakkını kullanması sonucu mülkiyeti devredilerek ülke sınırları içinde ilk satışı veya dağıtımı yapıldıktan sonra bunların yeniden satışı eser sahibine tanınan yayma hakkını ihlal etmez.”

Mimari eserler nitelikleri gereği yayma hakkının konusunu oluşturmamaktadırlar. Kural olarak eserin satılması ile yayma hakkı tükenir ancak ödünç alma ve kiralama hakkı devam eder(58). Eser sahibinin kiralama ve kamuya ödünç verme hakkı, mimari eserleri kapsamamaktadır(59). Mayıs 2017 tarihinde yayınlanan Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu Değişiklik taslağı madde 6 ile FSEK madde 23 hükmüne “Kiralama ve ödünç verme hakkı, mimarlık eserleri ile uygulamalı sanat eserlerini kapsamaz.” cümlesi eklenerek mimarlık eserleri dışarıda tutulmuştur.

Estetik niteliği haiz güzel sanat eserleri vasfındaki kullanıma özgülenmiş yapıların, eser sahibi dışında maliki tarafından üçüncü kişiye kiralanması, eser sahibinin kiralama ve ödünç haklarını ihlal etmeyecektir(60). Gerçekten bir mimari eserin mesela apartmanın esas ve tek varlık amacı kullanılma ve yararlanmadır. Açık olan bu durum karşısında, mimari eserler yayma hakkının konusunu oluşturmamaktadır.

Mimari eserler ve ilim ve edebiyat eseri mimarlık eserleri bakımından eserlerin satılması mimarın yayma hakkını ihlal etmeyecektir. Örneğin yapı sahibinin bir proje sipariş edip daha sonra inşasından vazgeçmesi halinde mülkiyeti kendinde olan projeyi bedelini ödediği takdirde bir üçüncü kişiye satabilir(61). Ancak mimari projenin yalnızca fiziki mülkiyeti iş sahibindedir, fikri hakları bakımından eser sahipliği hala projeyi yapan üzerinde olduğundan, projenin eser sahibinden izinsiz inşası; yani çoğaltılması ihlal niteliğindedir. Dolayısıyla pratik anlamda yaymanın bir önemi olmamaktadır.

Kaynakça

1 Öztan, s.346.
2 Tekinalp, s.180; Öztan s. 347; Bozbel, s. 99.
3 Öztan, s.350.
4 Eleştiri için bkz: “Sınırlı sayı ilkesi eskimiştir. 1992 tarihli İsv. ESHK m.10 (1)’de olduğu gibi eser sahibinin eserinden yararlanıp yararlanmamak, yararlanacaksa ne zaman yararlanacak ve ne şekilde yayınlanacağı belirlemek mutlak hakkına sahip olmalıydı. Hakların kapsamları teknik ilerlemeler sonucu genişleyebilir.” Tekinalp, s.180.
5 FSEK Şekil başlıklı m. 52 “Mali haklara dair sözleşme ve tasarrufların yazılı olması ve konuları olan hakların ayrı ayrı gösterilmesi şarttır.”
6 Bozgeyik, s.133.
7 Yavuz/Alıca/Merdivan, s. 162.
8 FSEK “İşleme ve Derleme Eserler” başlıklı m. 6 : “Diğer bir eserden istifade suretiyle vücuda getirilipte bu esere nispetle müstakil olmıyan ve aşağıda başlıcaları yazılı fikir ve sanat mahsulleri işlenmedir: 1. Tercümeler; 2. Roman, hikaye, şiir ve tiyatro piyesi gibi eserlerden birinin bu sayılan nevilerden bir başkasına çevrilmesi; 3. Musiki, güzel sanatlar, ilim ve edebiyat eserlerinin filim haline sokulması veya filime alınmaya ve radyo ve televizyon ile yayıma müsait bir şekle sokulması;4. Musiki aranjman ve tertipleri;5. Güzel sanat eserlerinin bir şekilden diğer şekillere sokulması;6. Bir eser sahibinin bütün veya aynı cinsten olan eserlerinin külliyat haline konulması;7. Belli bir maksada göre ve hususi bir plan dahilinde seçme ve toplama eserler tertibi;8. Henüz yayımlanmamış olan bir eserin ilmi araştırma ve çalışma neticesinde yayımlanmaya elverişli hale getirilmesi (İlmi bir araştırma ve çalışma mahsulü olmayan alelade transkripsiyonlarla faksimileler bundan müstesnadır.);9. Başkasına ait bir eserin izah veya şerhi yahut kısaltılması.10. (Ek: 7/6/1995 - 4110/3 md.) Bir bilgisayar programının uyarlanması, düzenlenmesi veya herhangi bir değişim yapılması;11. (Ek: 7/6/1995 - 4110/3 md.) Belli bir maksada göre ve hususi bir plan dahilinde verilerin ve materyallerin seçilip derlenmesi sonucu ortaya çıkan (Ek ibare: 21/2/2001 - 4630/4 md.) ve bir araç ile okunabilir veya diğer biçimdeki veri tabanları (Ancak, burada sağlanan koruma, veri tabanı içinde bulunan veri ve materyalin korunması için genişletilemez) Ek ibare: 21/2/2001 - 4630/4 md.) İstifade edilen eserin sahibinin haklarına.
9 Bern m.2 paragraf 3 (Bern Sözleşmesi’nde FSEK kapsamında işleme eseri sayılan çeviriler bakımından çeviri hakkı ayrıca tanımlanmıştır. Detaylı bilgi için bkz: Beşiroğlu, s.219-223).
10 Yavuz/Alıca/Merdivan s. 727.
11 Bozgeyik, s.109.
12 FSEK 31-34.
13 Örnekler Yavuz/Alıca/Merdivan s.738-739’dan alınmıştır.
14 Yavuz/Alıca/Merdivan s. 744.
15 Tekinalp, s.182-183.
16 Suluk/Orhan, s.375.
17 FSEK m.20 f.4.
18 Tekinalp, s.183.
19 Erel (Fikir), s. 78; Ateş, 310; Öztan, 228; Yavuz/Alıca/Merdivan s.164.
20 Ateş, s.311.
21 Arslanlı, s.34.
22 Arslanlı, s.34.
23 Dural, s.221.
24 Ateş, s. 322; Bozgeyik, s.110.
25 Bozgeyik, s.100.
26 Dural, s.223.
27 Yasa Hukuk, C.XIX, S.226/2000 s.1227/1228 Naklen Öngören/Ceritoğlu s. 234.
28 Bkz. Bölüm I. Kısım 1-B.
29 İlmi ve Kazai İçtihatlar Dergisi, Yıl:2012; Sy.613, s.8516 (Dural, s.223 naklen).
30 Bkz. s. 14. 363 Dural, s. 225; Öztan, s.166.
31 Bozgeyik s.112.
32 Yavuz/Alıca/Merdivan, s.170.
33 Öngören/Ceritlioğlu, s.264-267.
34 Yavuz/Alıca/Meridivan, s.189.
35 İngiliz Fikir ve Sanat Eserleri Yasası 80.
36 Dural, s.227; Bir güzel sanat eserinin fotoğraf veya resmin çoğaltılma olmayacağından, çoğaltma ibaresinin işlenme olarak kabul edilmesi gerektiğini ifade etmiştir.
37 Urgh m.59.
38 Doktrinde bir kısım yazarlar tarafından kanun lafzının açık olmaması ve güzel sanat eserlerinin nitelikleri gereği sadece iki boyutlu çoğaltılmalarına izin verildiği kabul edilmesinin isabetli olacağı belirtilmektedir. (Yavuz/Alıca/Merdivan s.1347).
39 Tosun, 119.
40 CPI L.122-5.
41 Pedrazzini, s.8 (Bozgeyik, s.112 dn. 342).
42 Gerekçeye karşı görüş için Bkz. Dural, s.224.
43 Tekinalp, s.184.
44 Tekinalp, s.185.
45 Yavuz/Alıca/Merdivan s.832.
46 Kılıçoğlu (Fikri), s.288.
47 Tekinalp s.186; Öztan, s.359; Suluk/Orhan s.384.
48 Tekinalp, s.186; Öztan, s.359; Suluk/Orhan, s.384.
49 FSEK m.22 f.2 hükmü 07.06.1995 gün ve 4110 sayılı Yasa ile değiştirilmiştir. Önceki hali “Çoğaltma hakkı, güzel sanat eserlerine müteallik plan ve krokilerin, bunları yapanlar tarafından icra ve tatbiki salahiyetini ihtiva eder.” biçimindedir.
50 Yavuz/Alıca/Merdivan, s.833.
51 Bozgeyik, s.119.
52 Yasaman, (mütalaa) s.1.
53 Yarg.11. HD. 19.03.2002, E.2001/10702, K. 2002/2512 Öngören/Ceritoğlu, s.248’dan naklen; benzer bir karar Yarg. 11. HD. 25.10.1999, E.1999/6557, K.1999/8249 Suluk/Orhan, s.368.
54 Yavuz/Alıca/Merdivan, s.833.
55 Dural, s.231.
56 Yarg.11.HD, 12.05.2003, E.2002/13343, K. 2003/4754; 11. HD. 20.02.2001, E. 2001/1478 (Suluk/Orhan, s.358).
57 Dural, s.213.
58 Tekinalp, 187.
59 92/100 AB Direktifi m.2/3.
60 Tekinalp, s.189; Öztan, s.373; Suluk/Orhan, s.398; Yavuz/Alıca/Merdivan, s.966.
61 Bozgeyik, s.131

Next
Next

Eser Sahibi Mimarın Manevi Hakları I Akademik Yazı Serisi 04